YANLIŞLIKLA DEĞİŞ(ME)-K

İstemeden yaptığımız bir şey bizi değiştirebilir mi? Bu soruya evet cevabı verenler için nasıl; hayır cevabı verenler için ise neden sorusu, yaptığımız bir şeyin bizi değiştirebileceği “Bilişsel Çelişki” kuramı tarafından açıklanıyor.  İngilizcesi “COGNITIVE DISSONANCE”olan bu kavram ilk olarak Leon Festinger tarafından 1950’lerin sonuna doğru ortaya atılmıştır. Bu teoride kısaca insanların geçmişteki düşüncelerine -bu düşünceler bir spor kulübünü destekleme, bir dine dahil olma, bir siyasi partiyi destekleme olabilir- karşıt bir düşünceyle karşılaştıklarında kendi düşünceleriyle çelişmemek için karşıt görüşü görmezden gelme ve yalanlama eğiliminde olduklarını açıklıyor. Festinger bu çıkarımını basit bir deneyle ortaya çıkarıyor. Deney 1 saatlik sıkıcı bir laboratuvar görevini içeriyor. Deneye dahil edilen katılımcılara bir sonraki katılımcıya, yaptıkları deneyi övmeleri karşılığında 20$ ve 1$ teklif ediliyor. Sizce 20$ dolar alan denek mi deneyin eğlenceli olduğunu daha iyi savunmuştur yoksa 1$ alan mı? Festinger deneyden sonra deneyi en iyi savunanların 1$ alarak yalan söylemeyi kabul edenler olduğunu keşfediyor. Bunun sebebi 20$ alan kişilerin yüksek sayılabilecek bir parayıyalan söylemelerine değecek bir sebep olarak görürken 1$’ı kabul edenlerin boş yere yalan söylediklerini düşünmeleri ve bilişsel çelişki içine düşmeleri. Zihinleri 1$ için hiç eğlenmedikleri bir deneyi övmelerini kabul edemiyor çünkü insanlar genelde boş yere yalan söylemeyi ahlaklı bir davranış olarak kabul etmezler. Sonuç olarak bu tezliği ortadan kaldırmak için kendilerini aslında deneyin eğlenceli olduğuna inandırıyorlar. Bu sayede yeni gelen katılımcıları ikna etmede daha başarılı oluyorlar.

Deneyin orijinal görüntüleri

———O zaman yeni öğrendiğimiz bu “Bilişsel Çelişki”kavramına günlük hayatımızda sıklıkça karşılaştığımız bir örnek verelim. Çevrenizdeki sigara içen insanları düşünün. Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu çoğu kişi bilir fakat buna rağmen insanların çoğu sigara içmeye devam ederler. Zamanla karşıt görüş olan sigaranın sağlığa zararlı olduğunu kabul etmeyip, sigaradan ölen birini görmedim, sigara içip 80-90 yaşına gelmiş tanıdıklarım var söylemleriyle bu tezlerini destekleyerek kendilerini sigaranın sağlığa zararsız olduğuna inandırırlar. İnanmayanlar ise zaten sigarayı bırakırlar.  İki durumda da bilinç zıtlığı kabul etmemiş olur. 

——–“Bilişsel Çelişki” bizi bir aksiyon almadan çok daha öncesinde etkileyebilir mi? Bu soruya cevap vermeden önce size birkaç soru sormak istiyorum. Bir baba ve oğul arabayla seyahat ediyorlarmış. Talihsiz bir trafik kazası geçirmişler. Baba trafik kazasında ölmüş, oğlunun durumu kritikmiş. Çocuk acele ile hastaneye yetiştirilmiş ve operasyon için hazırlanmış. Doktor ameliyathaneye gelmiş, hastayı görmüş ve “Ben bu operasyonu yapamam, bu benim oğlum!” demiş. Soru: “Bu mümkün müdür?”. Mümkünse nasıl mümkündür? Mümkün değilse neden mümkün değildir? Yazının devamını okumadan lütfen soruları cevaplayın. Cevapladığınız sorular  Sherman ve Gorkin tarafından bilişsel çelişkinin bir insanı aksiyon almada daha önce etkileyip ya etkilemediği bulmak için tasarlanmıştır. Araştırmaya katılan çoğu insan bu durumun mümkün olmadığı cevabını vermiş ve “Hasta, doktorun çocuğu olamaz çünkü çocuğun babası öldü” demişler. Fakat kadınların toplumda daha fazla rol aldığı bölgelerde yaşayan ya da cinsiyetçi olmayan kişiler cevap olarak “Doktor çocuğun annesidir.”demişler. Eğer kendinizi cinsiyetçi biri olarak görmüyorsanız büyük ihtimalle şu an “Bilişsel Çelişki” yaşıyorsunuz. Davranışlarınızın ve inançlarınızın tutarsız olması rahatsız edici bir duygu. Dahası, teori, bilişsel uyumsuzluk yaşıyorsanız, kendinize kadınlar ve erkekler arasında eşitlikten yana olduğunuzu göstermek için her zamankinden daha cinsiyetçi olmayan bir şekilde davranarak bu uyumsuzluğu azaltmak için motive olacağınızı tahmin ediyor. En azından bu araştırmayı yapan Sherman ve Gorkin bu araştırmadan sonra bu durumu gözlemlemişler.

            Kısaca özetlemek gerekirse biz farkında olmadan inandığımız şeyleri ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Değişim biz bunun farkında olmadığız sürece kolaylıkla gerçekleşecektir. Eğer bu kavram hakkında yeterince düşünür ve kontrol altına almaya başarırsak bu teoriyi kendi lehimize de kullanabiliriz. Bunu denemek istiyorsanız normalde çok üşendiğiniz veya yapmaya fırsat bulamadığınız bir şeyi mesela bu sigarayı bırakmak ya da kitap okumak olsun, herkese duyurun. Sosyal medya hesaplarınızdan aldığınız kararı paylaşın. Düşüncesine en önem verdiğiniz insanlara telefonla arayıp söyleyin. Göreceksiniz beyniniz tutarlı olmak isteyecektir. Bu yöntemle sigarayı bırakabilir, daha fazla kitap okuyabilir, yapmak istediğiniz şeyleri kendiniz yerine beyninize yaptırabilirsiniz. Siz yeter ki denemek isteyin ve yanlışlıkla değişmeyin; isteyerek değişin.

Murat Selim Kızılgül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: